ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL) TAZMİNATI
  1. Ecrimisil ve Ecrimisil Tazminatı Nedir?

Ecrimisil kelime anlamı olarak ücret, parasal karşılık anlamına gelmekle birlikte, hukuki anlamda; zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği tazminat olarak tanımlanır[1]. Yargıtay’a göre ise, kötüniyetli zilyedin ödemek durumunda olduğu tazminat miktarıdır[2]. En azı kira geliri[3], en çoğu da tam gelir kaybıdır[4]. Diğer bir deyişle kira geliri söz konusu tazminatın alt sınırını; gelir kaybı da üst sınırını oluşturmaktadır. Ecrimisil tazminatı yanında faiz de talep edilebilir, mahkeme buna kendiliğinden hükmedemez. Faizin başladığı tarih işgal tarihidir. Yargıtay, kötüniyetli haksız zilyedin malı kullandığı süreyi dönemlere ayırmakta ve her dönem için ayrı ayrı belirlenen ecrimisil alacağına dönem sonu itibariyle temerrüt faizi yürütmektedir.[5]  

Kazandırıcı zamanaşımı durumu söz konusu ise Yargıtay kötüniyetli zilyedin, kazandırıcı zamanaşımına rağmen, mülkiyetin kazanılmasından önceki devre için ecrimisil ödemekle yükümlü olacağı görüşündedir.[6]

      Ecrimisilin hukuki niteliğinin tespiti davanın hukuki dayanağının belirlenmesi, zamanaşımı ve ispat yükü açılarından önem taşır. Yargıtay 08.03.1950 Tarih ve 22/45 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararı ile ecrimisilin haksız fiil niteliğinde olduğu ve bu yüzden bir zararın meydana gelmesi gerektiği görüşünü benimsemiştir.[7]

  • Ecrimisil Tazminatı Talep Etmenin Şartları
  1.       Kötüniyet: Ecrimisil tazminatı talep edebilmek için zilyedin kötüniyetli olduğu yani haklı bir sebebe dayanmadığının ispatlanması gerekir. Kötüniyetli zilyed gerçek veya tüzel kişi olabilir. Bu nedenle devletin haksız el atması da ecrimisil tazminatını doğurabilir[8].
  •       Zarar: Tazminat talep edebilmek için hak sahibinin zarara uğraması gerekliliği aranır. Hak sahibi bunu ispatlamalıdır. Yargıtay bazı kararlarında bu zarar şartını yumuşatmıştır. Örneğin Hukuk Genel Kurulunun, 18.04.1973 tarih ve 969/1-573/325 sayılı kararında “iadesi gereken taşınmazın yararlanılması mümkün, ekime elverişli bir tarla niteliğinde” olmasını yeterli bulmuştur. Başka bir örnek de YHGK., T. 31.03.2010, E. 2010/146, K. 2010/184 “Dava konusu taşınmazın üzerinde gelir getirici herhangi bir yapı olmamakla birlikte, çevresinde villaların bulunduğu ve davalının bu yeri yol olarak kullanmak suretiyle ekonomik bakımdan fayda sağladığı açıktır.
  •       İntifadan Men: İntifadan men şartı gerek elbirliği ile mülkiyette gerekse paylı mülkiyette aranır ve bu şartın gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre için ecrimisil tazminatı talep edilemez. Bu şart paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğinin bildirimi ile sağlanır, bildirim şekil şartına tabi değildir[9]. İntifadan men şartının gerçekleştiği iddiası da her türlü delille ispat edilebilir.
  1. Yargıtay Kararlarına Göre İntifadan Men Şartının İstisnaları:
  • Hazine, kamu kurumları, vakıf malları ve kayyımla idare edilen mallar için intifadan men şartı aranmamaktadır.[10]
    •       Konu taşınmazın kendiliğinden yetişen doğal ürünlerin toplanması (doğal semere elde edilmesi) suretiyle gelir elde edilen çaylık, zeytinlik, üzüm bağı, fındık bahçesi vs. gibi nitelik taşıması veya kira geliri gibi hukuki semere getiren taşınmaz olması durumunda veya mirasbırakan tarafından yetiştirilen meyve ağaçlarının ürünlerinin toplanması halinde intifadan men şartı aranmamaktadır. Ancak, bir paydaşın kendi çalışma ve emeği sonunda elde ettiği ürün, bu kapsamda değildir. Bunların iadesi veya tazminini diğer paydaşların talep edebilmesi, intifadan men şartına bağlıdır.[11]
    •       Kurulan işletmenin (mandıra, atölye, fabrika gibi) elde edilen kazancının talep edilmesi durumunda intifadan men şartı aranmamaktadır.[12]
    •       Taşınmazı kullanan malikin diğer maliklerin hakkını inkâr etmiş olması ya da harici taksim veya fiili taksim yapılmışsa intifadan men şartı aranmamaktadır.[13]
    •       Paydaşların biri tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önceden el atmanın önlenmesi davası veya ortaklığın giderilmesi davası açılması ya da paydaşın payına düşen ecrimisil veya kira bedelinin tahsiline ilişkin icra takibi yapılmış olması durumunda intifadan men şartı aranmamaktadır.[14]
    •       Aynı yer için daha önce açılan ve intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden dolayı reddedilen ecrimisil davasına ilişkin davalı tarafa tebliğ edilen dava dilekçesi tarihinde intifadan men koşulu gerçekleşmiş sayılır.[15]
    •        Muvazaa veya diğer yolsuz tescil nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davalarında; muris muvazaasında murisin ölümü, diğer yolsuz tescil hallerinde (zamanaşımı def’i ve haksız kullanım süresi gözetilerek) baştan itibaren ecrimisil talep edilebilir.[16]
    •       Gaip kişiler için intifadan men aranmaz.[17]
    •       Taşınmazda paydaş olmayan üçüncü kişinin intifadan men edilmesine gerek yoktur. Elbirliği halindeki maliklerden biri tarafından haricen satılan taşınmazda, satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğundan söz edilemez.[18]
    •       Taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar durumu benimsemişlerse anlaşmaya aykırı hareket eden paydaş veya paydaşlardan tazminat talep edilebilir. Bu durumda da intifadan men şartı aranmaz.[19]
  • Birlikte Mülkiyet Halinde Ecrimisil Tazminatı

Elbirliği Mülkiyetinde paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Paylı Mülkiyet  halinde taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan ecrimisil isteyebilir.[20]

  • Zamanaşımı

      Yargıtay günümüzde, ecrimisil tazminatını haksız fiil esasına dayandırdığı halde, zamanaşımı bakımından kira alacaklarına ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresini uygulamaktadır.[21] Ancak zamanaşımı bir def’i olduğu için hakim ileri sürülmedikçe talep edilen süre ile bağlıdır.[22] Zamanaşımı, dava tarihinden geriye doğru hesaplanır.[23]

  • Görevli Mahkeme

      Ecrimisil davalarında görevli mahkeme, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

  • Sonuç

Ecrimisil tazminatı kötüniyetli zilyetten haksız kullanımı sonucu talep edilebilecek tazminattır.  Hukuki niteliği haksı fiil olmasına rağmen ecrimisil tazminatı için zamanaşımı süresi 5 yıldır. 5 yıl geriye doğru sayılır ve kişi haksız kullanım sonucu uğradığı zararın ödenmesini talep edebilir. Genelde birlikte mülkiyet hallerinde karşımıza çıkan bu tazminat için aranan şartlardan biri de intifadan men şartıdır ancak bu şartın aranmadığı durumlar çeşitli Yargıtay kararları ile tespit olunmuştur. Tazminatı talep edebilmek için ise genel görevli maheme olan Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurmamız gerekir.

Stj. Av. Ayça Deniz KARAKUŞ


[1] Gürsoy, Kemal T./ Eren, Fikret/ Cansel, Erol, Türk Eşya Hukuku, Ankara, 1978, s. 172; Ruhi, Ahmet Cemal/ Ruhi, Canan, Ecrimisil Davaları, Ankara, 2016, s. 13.

[2] YHGK., T. 01.11.2000, E. 2000/1341, K. 2000/1584

Yargıtay Kararı – 8. HD., E. 2018/10358 K. 2021/844 T. 3.2.2021: İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

[4] YHGK., T. 04.03.2015, E. 2013/1640, K. 2015/898

[5] Y. 5. HD., T. 06.10.2011, E. 2011/7613, K. 2011/15694

[6] Y. 3. HD., T. 15.01.1952, 373/400 sayılı karar, Y. 4. HD. T. 24.08.1958, 6062/2737 sayılı karar

[7] YIBK., T. 08.03.1950, E. 1945/22, K. 1950/4

[8] D. 6. D., T. 13.02.2017, E. 2015/5287, K. 2017/905

[9] Y. 1. HD., T. 10.03.2016, E. 2016/2352, K. 2016/2960, “Somut olaya gelince, ihtarnamenin tebliğ tarihinden önceki dönem yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususundaki araştırma ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Hâl böyle olunca; davacı şirket tarafından davalıya çekilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden önceki dönem ile ilgili olarak intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, anılan dönem için intifadan men koşulunun gerçekleşmediğinin tespiti halinde ihtarnamenin tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisilin hüküm altına alınması gerekeceğinin gözetilmesi, öte yandan ecrimisil hesabı yönünden yukarıda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek neticeye gidilmiş olması doğru değildir.”

[10] Y. 3. HD., T. 16.06.2011, E. 2011/6256, K. 2011/10493

[11] Y. 3. HD., T. 14.05.1987, E. 11360, K. 5165

HGK., T. 27.02.2002, E. 2002/3-131, K. 2002/114

Y. 13. HD., T. 07.04.1981, E. 1816, K. 2509

YHGK., T. 01.11.2000, E. 2000/1341, K. 2000/1584

[12] Y. 1. HD., T. 10.06.2013, E. 2013/6780, K. 2013/9647

[13] YHGK., T. 27.02.2002, E. 2002/3-131, K. 2002/114

[14] Y. 1. HD., T. 01.03.2016, E. 2015/1089, K. 2016/2387

[15] Y. 3. HD., T. 30.05.1988, E. 1759, K. 5902

[16] Y. 1. HD., T. 03.04.2012, E. 2012/1155, K. 2012/3895

[17] Y. 1. HD., T. 17.06.2013, E. 2013/5500, K. 2013/10051

[18] Y. 1. HD., T. 25.04.2016, E. 2016/5606, K. 2016/5042

[19] Ertaş, s. 233; Hatemi/ Serozan/ Arpacı, s. 105.

[20] Yargıtay Kararı – 8. HD., E. 2018/2426 K. 2018/13815 T. 7.6.2018

HGK., T. 13.01.1982, E. 1979/66, K. 1982/1, “Paydaşlardan her biri, şeyin tahsis edildiği amaca uygun olarak bütününü, ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde kullanabilir. Fakat bu yetkinin ölçüsü, diğer paydaşların kullanma hakkına tecavüz etmemesidir; yani bu yetki, diğer paydaşların kullanıma yetkileriyle sınırlıdır. O halde, diğer paydaşların müşterek malı kullanmasına engel olucu bir davranış söz konusu olmadıkça, bir paydaşın müşterek malın tamamını tek başına kullanması bir tecavüz teşkil etmeyecektir (HGK. 29.1.1964 gün ve 3/95., 85 K : HGK. 14.2.1968 gün ve 2/1562 E., 78 : HGK. 27.12.1967 gün ve 355/648 : HGK. 30.12.1967 gün ve 16/604 E. 657 K. sayılı kararları) durum bu olunca da yararlanmadan men edilmemiş olan paydaş, şeyin tamamını kullanan paydaştan işgal tazminatı isteyemeyecektir. Yukarıda açıklanan durum, iştirak halinde mülkiyette de aynıdır.”

[21] Y. 1. HD., T. 24.06.2013, E. 2013/8377, K. 2013/10479

[22] Reisoğlu, Borçlar, s. 360; Kılıçoğlu, s. 899; Eren, Borçlar, s. 1282; Oğuzman, M. Kemal/ Öz, M. Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1, İstanbul, 2014, s. 601; Akıncı, s. 300.

[23] HGK., T. 06.02.2008, E. 2008/45, K. 2008/103

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir